İlgili Yazılar

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün665
mod_vvisit_counterDün4548
mod_vvisit_counterBu Hafta12028
mod_vvisit_counterGeçen Hafta24663
mod_vvisit_counterBu Ay78253
mod_vvisit_counterGeçen Ay101811
mod_vvisit_counterToplam2209043

ANKARA
ISPARTA

kaynak: MGM

Haberler

EKOLOJIK MEYVE TARIMI


 

Ekolojik tarım doğa sevgisine dayanan, doğa ile birlikte ona zarar vermeden, üretim yapmayı öngören bir felsefeye dayanır. Birim alandan daha fazla ürün alınması amacı ile aşırı derecede ve bilinçsizce sentetik gübre, zirai mücadele ilaçları, büyümeyi düzenleyici maddelerin kullanılması toprak verimliliğinde sürekli düşüşlere, hatta çoraklaşmaya neden olmuştur.

Sentetik gübrenin yoğun olarak kullanılması sonucu, içme sularında nitrat birikmesi oluşmakta, zirai ilaçların ve hormonların aşırı kullanımı ise ekolojik dengenin bozulmasına ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Ülkemizde organik tarım çalışmaları birçok ülkede olduğu gibi tüketici talepleri ve yabancı firmaların Türkiye'den organik ürün talep etmeleri ile başlamıştır. Genelde organik tarım denilince akla kimyasal madde kullanılmadan yapılan tarım akla gelmektedir. Ülkemizin özellikle ekolojik olarak yetiştirilen meyve ihracatından önemli miktarlarda döviz elde etmesi mümkündür.

 

EKOLOJİK TARIMIN GENEL PRENSİPLERİ

Organik tarımda amaç; sentetik maddelerin yerine, ürün rotasyon sistemleri, ürün artıkları, hayvan gübresi, yeşil gübre ve tarım dışı organik atıkların kullanılmasıdır. Zararlı ve yabancı otlarla mücadele, diğer organizmalardan yararlanarak biyolojik mücadele metotlarının kullanılması, toprak verimliğinin artırılması amacı ile toprakta bulunan yararlı organizmaların artırılmasının amaçlanması öngörülmektedir.

Organik tarımın prensiplerinden birisi de, tarım nöbeti uygulamasıdır. Çok yönlü ve dengeli bir ekim nöbeti uygulaması ile toprak verimliliği korunmakta, aynı tür hastalık ve zararlı etmenlerinin üretim alanına yerleşerek yoğunluğunun artması engellenmektedir.

Organik tarımda hastalık ve zararlılarla mücadelede sentetik zirai mücadele ilaçları kullanılmamaktadır. Bunun yerine aşağıdaki metotlar kullanılmaktadır.

Biyolojik mücadele metodu

Belirli bir alanda bir canlıya karşı doğal düşman ve hastalıklarının planlı bir şekilde kullanılması ile doğal dengenin kurulmasıdır. Bitkilere zarar veren böceğin miktarını o böceğin düşmanı olan bir diğer böcek yardımı ile kontrol altında tutmaktır.

Biyolojik mücadelede başarılı olabilmek için o zararlının düşmanının çok iyi belirlenmesi gerekmektedir.

Biyolojik mücadelede; böcekler, akarlar, bakteriler, funguslar, virüsler ve daha pek çok canlı kullanılabilir. Bu işlem için zirai mücadele teşkilatları ile çalışmakta yarar vardır.

Mekanik ve fiziksel mücadele metotları

Bu yöntem hastalık ve zararlılarla bunlarla bulaşık ürünleri imha etme yöntemleridir. Çapalama, yabancı otlarla mücadele en etkili yöntemlerdir.

Kültürel önlemler yardımı ile mücadele

Bitkisel üretimde kullanılan alanların hastalık ve zararlı yönünden ön araştırması yapılmalı, bulaşık alanlardan kaçınılmalıdır. Ekim nöbeti uygulanmalıdır. Organik olarak yetiştirilecek ürünlerde dikkat edilmesi gereken hususların başında, yetiştirilen ekolojinin organik tarıma uygun olması gerekir. Örneğin oransal nemin yüksek olduğu yerlerde hastalık etmenlerinin gelişmesi kolay olmaktadır. Bu nedenle oransal nemin düşük olduğu yerler organik tarım alanı olarak seçilmelidir. Özellikle son yıllarda ıslah edilmiş karaleke, külleme, mildiyö gibi hastalıklara dayanıklı çeşitler ya da dayanıklı yerel çeşitler kullanılmalı, zararlılara karşı ise; biyolojik mücadele tercih edilmelidir.

Çevrede bulunan bulaşma kaynakları ve ara konukçuları yok edilmelidir.

Organik tarımla ilgili uyulması gereken hususlar konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarafından �Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine� İlişkin Yönetmelik 18 aralık 1994 tarihinde 22145 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Zirai mücadele aşamasında ancak çok zorunlu kalındığında sadece sentetik olmayan belirli sayıda madde ve ürünlerin kullanılmasına sınırlı sayıda izin verilmektedir. Bu alanda kullanılmak üzere geliştirilerek piyasalara verilmiş bazı özel preparatlar da bulunmaktadır.

EKOLOJİK TARIMDA GÜBRELEME

Ekolojik tarımda toprakta kolay çözünen, bitki tarafından doğrudan alınan sentetik ticari gübrelerin kullanımı yasaktır. Topraktan kaldırılan besin maddelerinin ahır gübresi, yeşil gübreleme ve kompost ile yerine iadesi öngörülür. Bunların yanında kireç, dolomit, alg kireci, ham fosfat, kaya unu, bazalt unu, odun külü, kemik, kan ve boynuz unları toprak iyileştiricileri olarak kullanılabilir.

Doğal gübrelerin başında ahır gübresi gelmektedir. Organik tarımda en önemli bitki besin kaynakları kompostlardır. Bunlar su sızdırmaz kapalı ortamlarda hazırlanırlar. Diğer bir organik gübre, yeşil gübrelerdir. Toprağa yeşil gübre ilavesi için, uygun zamanda sürüm yapılarak bitkiler toprağa karıştırılır. Bu konuda baklagil bitkilerinden yararlanılabiliriz. Yeşil gübreler, toprağın organik madde kapsamını arttırır, ayrıca K, Ca, ve Mg gibi elementlerin yıkanarak topraktan uzaklaşmasına engel olunur.

EKOLOJİK MEYVECİLİKTE KULLANILAN PREPARATLAR

Organik meyvecilikte afitler, kımızı örümcek, elma iç kurdu, zeytin sineği, kiraz sineği, koşnil gibi zararlılara karşı, Hint Leylağı yada Nem ağacı olarak bilinen Azadirachta indica, ağaç türünden elde edilen başta Azachtrin olmak üzere salannin meliantriol gibi diğer bazı maddeler özellikle 200'den fazla ısırıcı böcek üzerinde etkili olmaktadır. Yararlı böceklere ve sıcakkanlılara zararlı etkisi bulunmamaktadır. Böceklerin yerleşme, yumurta bırakma ve beslenme davranışlarını engellemekte, başkalaşımları ve üreme yetenekleri üzerinde etkili olmakta veya doğrudan ölümlerine neden olmaktadır.

Bu madde 100 litre suya 250-300 mililitre oranlarında uygulanmaktadır. Yönetmelikler bu maddenin kullanımını tohum ve çoğaltım materyali üretimini ile sınırlandırmıştır.

Beyaz yağ olarak adlandırılan yağlar ise; parazitlere karşı uygulanmaktadır.

Meyvelerde görülen bazı hastalıklara karşı organik meyvecilikte küllemeye karşı kükürt ve karalekeye karşı organik bakırlı preparatlar önerilmektedir.

Diğer bir uygulama ise şaşırtma tekniğidir. Burada cinsel çekiciler (Feromonlar) kullanılmaktadır. Üzümde salkım güvesine karşı Bacillus thuriguensis, lepidoptera familyası larvalarına karşı kullanılmaktadır. Feromon preparatlarını içeren tuzaklarda erkek bireyler yakalanmakta ve böylelikle bu zararlının çoğalmasına engel olunmaktadır.

EKOLOJİK OLARAK ÜRETİLEN ÜRÜN MİKTARLARI

Diğer ürünlerde olduğu gibi, meyve üretiminde de organik olarak üretilen ürün miktarları son yıllarda giderek bir artış sağlanmıştır. Ülkemizde organik tarım, genellikle sözleşmeli tarım şeklinde yapılmaktadır. Üretilen ürünler arasında üzüm, incir, kayısı gibi kurutulanların yanında, taze olarak tüketilen meyveler ve sert kabuklu meyveler de yer almaktadır.

1996 yılı verilerine göre elmada organik olarak üretilen miktar 10.000 ton, kuru üzümde 8.800 ton, kuru incirde 4.000 ton, kuru kayısıda 2.000 ton, fındıkta 2.300 ton, zeytinde 1.700 ton, portakalda 700 ton civarında olup diğer meyvelerdeki üretim miktarları daha düşük düzeylerdedir.

Organik tarım ürünleri, �sertifikalı ve organik olarak üretilmiştir� etiketi ile piyasaya sunulan ürünlerdir. Sertifika ve etiket sertifikasyon ve denetleme firmalarınca verilir.

Ülkemizin organik meyve üretimindeki kapasitesi çok yüksek olup, bu potansiyelin değerlendirilmesi halinde ülkemizin önemli miktarda döviz elde etmesi mümkündür.

Valid XHTML 1.0 Transitional